Ordusu kafeste olan bir Halk ayak altında kalır! Türk ordusunu kafesten kurtarmak!

“TSK’yi kafese soktuk” itirafı belgelendi. Kim, kimin işbirliğiyle TSK’yi kafese soktu? TSK niçin kafese sokulmuş? Kafesteki Ordu ile “demokrasi” arasındaki ilişki? TSK, kafesin içinde olmaktan memnun mu? Peki TSK’yi kim kafesten kurtaracak?
HENRİ BARKEY’IN UTAN ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ KONFERANSI
Salim Yavaşoğlu’nun haberine göre, CIA’nın ünlü Türkiye uzmanlarından Henri Barkey, 26 Mart 2003 günü Utah Üniversitesi’nde bir konferans veriyor. Başlık: “Felâket ile Flört: Türkiye, Irak ve ABD” Tarihe dikkat: 1 Mart 2003 Tezkeresinin Mecliste geri çevrilmesinden 25 gün sonra.
Henri Barkey, şu saptamalarda bulunuyor:

1. AKP iktidarıyla anlaşarak Türk Ordusunu sımsıkı kafese kapattık.

2. 1 Mart 2003 günü TBMM’de Türk Ordusunun ABD denetiminde Kuzey Irak’a girmesine ilişkin Tezkerenin geri çevrilmesinin sorumlusu TSK idi.

3. Türk Ordusu, Kuzey Irak’a ABD’den bağımsız olarak girmek istiyordu. Bunu önlemek, ABD için belirleyici önemdeydi. Çünkü bağımsız girselerdi, ABD’nin Kuzey Irak planını bozacaklardı.
4. Avrupa Birliği reformlarıyla “demokrasi süreci içinde”, TSK kafese kapatılacaktır ve bundan sonra da Kuzey Irak’a girmesi engellenecektir. ABD için en iyi senaryo budur. Bu plan AKP ile işbirliği yapılarak yürütülecektir. Türk Ordusu, buna direnmektedir.
 AKP İKTİDARININ ŞİFRELERİ
Bu konferans, AKP’nin iktidar döneminin bütün anahtarlarını vermektedir:

1. AKP, ABD emperyalizminin Türk Ordusunu kafese kapatma planını uygulamıştır. Ve Türk Ordusu kafese kapatılmıştır. Önce bu konferanstan 2 ay sonra kafasına çuval geçirilmiş ve 2007 yılında Ümraniye’de başlayan Ergenekon-Balyoz operasyonuyla TSK’nin komuta kademesi esir alınmıştır. Arslanların tırnaklarını söküp kafeslere atmaktadırlar.

2. AKP, ABD emperyalizmi tarafından “BOP içinde Diyarbakır’ı merkez yapmak” için senetle bağlanmıştır. Henri Barkey’in konferansından bir hafta sonra Ankara’ya gelen ABD Dışişleri Bakanı Powell, Abdullah Gül ile “2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma” yapmıştır. Bu hizmet sözleşmesini bizzat Abdullah Gül itiraf etmiştir (Vatan, 24 Mayıs 2003).“Gizli Anlaşma”nın basına yansıyan maddeleri, Henri Barkey’in açıklamasıyla örtüşmektedir.Çuval olayından sonra ABD Savunma Bakanı Rumsfeld’in BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektup da, “Gizli Anlaşma”nın içeriğini hatırlatan özelliktedir (Bkz. Hürriyet, 18 Temmuz 2003).

3. ABD, Türk Ordusunun Kuzey Irak’a bağımsız girmesinden korkmuş. ABD’nin, Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu zamanında düşünülen Kuzey Irak’ı ABD’den önce ve ABD’den bağımsız olarak denetim altına alma planından çok kaygılandığı bir kez daha doğrulanmıştır.

4. ABD’nin TSK’yi kendi denetimde Kuzey Irak’a sokma planına TSK direnmiştir. ABD’nin bu olayı unutamadığı çok sayıda olgu ve belgeyle doğrulanmaktadır. Onur Öymen’in “1 Mart Tezkeresini kabul etseydik Güneydoğu sınırımıza 35 bin ABD askeri giriyor ve orası Filipinler oluyordu.” değerlendirmesi yerindedir (Ulusal Kanal, 17 Nisan 2011). E. Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un, “Tezkereyi keşke kabul etseydik” görüşü ise, ABD planına uyum gösteren bir pişmanlığı yansıtmaktadır (Hürriyet, 18 Mayıs 2011).

5. Türkiye’nin “Aday Üyelik Protokolü” ve “AB reformları” yoluyla Avrupa kapısına bağlanması, bir ABD politikasıdır. ABD, AB’ye bunu dayatmıştır. Türkiye’nin AB kapısında çarmıha gerilmesinin Türkiye’deki yürütmesi ise, “demokrasi süreci” adı altında AKP’ye ihale edilmiştir.

6. ABD’nin Ortadoğu stratejisinin merkezinde, İkinci İsrail’in kurulması vardır. Asıl ortak, İsrail ve Kukla Kürdistan’dır. Türkiye ise, silahlı gücü kafeslenip parçalanacak ülkedir.

7. Türkiye’yi bölme planı, “demokrasi” başlığı altında yürütülmektedir. “Darbecilerle mücadele” adı altında, Türk Ordusu kafeslenmekte ve Türkiye bölünmektedir. Komplolarla, kasetlerle, Âkil Adamlarla uygulanan bu sahte demokrasinin ortakları, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli’dir.

8. TSK’yi kafesten kurtarmak, günün merkezi görevidir. ABD emperyalizmine karşı Türkiye’deki mücadelenin özü, Türkiye’nin bölünmesine karşı koymaktır. Bunun için, Mustafa Kemal Ordusu’nun kapatıldığı kafesten kurtarılması, bağımsızlık, vatan bütünlüğü, özgürlük, insanca yaşamak açısından merkezi önemdedir.

Mustafa Kemal’in askerlerini ABD güdümünde kafese sokanlar, stratejik ihanet içindedirler.
Bu operasyonu “Darbecilikle mücadele” adı altında destekleyenler, stratejik ihanetin işbirlikçileridir.
Türk Ordusuna karşı psikolojik savaşa teslim olan sosyal demokratlar, mevki düşkünü parlamento üyeleri, Avrupa merkezli solcular, başka bir kafese hapsedilmişlerdir.

Atatürk’ün Büyük Nutuk ve Bursa Konuşması’nda özetlediği devrimciliği ve halka/gençliğe güveni anlamayan uyuşuklar ise, hep Ordunun kurtarıcılığına bel bağlamışlardır.Mustafa Kemal’in askerlerini, halk kafesten kurtaracaktır. Çünkü bölgenin ve dünyanın büyük çatışmalara girdiği bugünün koşullarında, Ordusu kafeste olan bir halk, ayak altında kalır.Bunu hâlâ anlamayanlara, “solcu” veya “milliyetçi” değil, dangalak denmesi, pek isabetli olur.Orduyu değil fakat kendisini kurtarma telaşına düşenlere ise, ne komutan denir, ne de asker.Asker, kendini kurtarmaktan ömür boyu vazgeçen adamdır.

Gönderen Yönetici . Siz Bu Kayıt İçin Herhangi Bir Yanıt Takip Edebilirsiniz RSS 2.0 Yasal Uyarı: Yayınlanan/haberin Tüm Hakları Tarafsız Haber ve Matbaacılık A.Ş'ye Aittir.Yazıların Sorumluluğu Yazarlarına Aittir. Kaynak Gösterilse Dahi Köşe Yazısı/Haberin Tamamı Özel İzin Alınmadan Kullanılamaz. Ancak Alıntılanan Köşe YazısıHaberin Bir Bölümü, Alıntılanan Habere Aktif Bağlantı Verilerek Kullanılabilir.

Bu Yazıyı Paylaşın;

Yazı Linki:
Site kodu:
Forum kodu:

Güncel Döviz, Altın Fiyatları

altın fiyatları altın

Köşe Yazıları

Haftalık E-bülten üyeliği için aşağıdaki alana E-posta adresinizi yazın

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Tarafsız Habere aittir. Alıntı yapılsa bile kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2016 Tarafsız Haber..